Suda doğum  30 Haziran 2013

Suda doğum

Suda doğum çok yeni bir doğum tekniği mi?

Bilinen ilk suda doğum, 1803 yılında Fransa’da, doğumu çok uzun süren bir kadının doğumunu kolaylaştırmak amacıyla sıcak su dolu bir küvete girmesiyle meydana gelmiş. Sıcak su içinde yatarak doğum sancılarını azaltmak, onlarca yıldır uygulanan bir klinik uygulamaydı. Ancak, bu çok kısa süreler için ve doğumun erken evrelerinde yapılmaktaydı. Daha sonraları 1970’lerde Fransa ve Rusya‘da başlayan suda doğumun gerçekleşmesi akımı 1980 ve 1990’larda İngiltere, Kanada ve diğer Avrupa ülkelerinde oldukça yaygınlaştı. 1983 yılında ünlü İngiliz tıp dergisi Lancet‘de yayınlanan bir makale, konunun İngiltere ve kıta Avrupa‘sında birden bire popüler olmasına yol açtı. İngiltere‘de kadın hastalıkları ve doğum biliminin en üst kuruluşu olan Royal College of Obstetricians and Gynecologists (RCOG) 1990, 1994 ve en son olarak 2001 yıllarında bu konuyla ilgili görüşlerini tıp dünyasına ilan etti.

Suda doğumun faydaları neler?

Asıl fayda, doğum sırasında annenin çok daha rahat ve ağrısız doğum sürecini yaşamasına yardımcı olmaktır. Suyun sıcaklığı ve kaldırma gücü nedeniyle rahme giden kan akımı artar, rahmin kasılmaları etkinleşir, artan oksijen nedeniyle ağrılar azalabilir. Su vajenin ağzını, yani bebeğin çıkış noktasını çok daha gevşek bir hale getirebilir. Bu da o bölgenin doğumda yırtılması olasılığını azaltabilir. Bebek için ise, bilimsel verilerden çok suda doğumu gerçekleştiren tıbbi personelin ve annelerin gözlemleri söz konusudur. Bu kişiler bebeğin kesenin içindeki sıvı bir ortamdan yine sıvı bir ortama doğarak çok daha yumuşak ve stressiz bir geçiş yaptığını ve bu bebeklerin çok daha az ağlayan, daha sakin bebekler olduğunu savunuyor.

Suda doğum ne kadar güvenlidir?

Bu konuda yapılmış olan en kapsamlı ve güvenilir çalışma 1999 yılında British Medical Journal adlı İngiliz tıp dergisinde yayınlandı. R. Gilbert ve P. Tookey‘in birlikte yaptığı bu çalışma, 1994-1996 yılları arasında İngiltere ve Galler‘de gerçekleşmiş olan 4029 suda doğumu kapsamaktaydı. Bu çalışmaya göre, o yıllarda yapılan her 1000. doğumdan 6’ısı suda doğum olarak gerçekleşmişti. Uzman araştırmacılar suda doğan bu bebeklerin ölüm ve yeni doğan yoğun bakım ünitelerine yatırılış oranlarını, normal olarak karada doğan bebeklerin oranlarıyla karşılaştırdılar. Çıkan sonuca göre suda doğan bebeklerde görülen ölüm oranıyla karada doğan bebeklerin oranları arasında hiç bir fark yoktu. (Her ikisi de binde 1,2-1,4 civarındaydı). Yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yatırılma riski açısından da her iki grubun oranları aynı bulundu. Suda doğum adaylarının gebelikleri boyunca hiç bir sorunlarının bulunmaması gerekir.

Kimler suda doğuramaz?

Herpes gibi genital bölgede enfeksiyonu olanlar, bebeğin başının değil poposunun rahim ağzına yakın olduğu gebelikler, çoğul gebelikler, erken doğumlar, pre-eklampsi (gebelik zehirlenmesi) ya da diyabet (şeker) gibi hastalıkları olanlar, bebeğinde gelişme geriliği saptananlar, doğum sırasında bebeğin kalp atışlarında bir oksijen azlığı şüphesi doğanlar, doğumda yoğun mekonyum (bebeğin dışkısı) görüldüğü durumlarda önerilmemektedir.

Suyun sıcaklığı nasıl ayarlanmalı?

Sıcak suyun kasları gevşettiği ve ruhsal rahatlama sağladığı kesin olarak bilinmektedir. Bunun sonucunda rahme giden kan akımı yükselir ve rahmin kasılmaları çok daha az ağrılı olabilir. Çünkü yükselen kan akımıyla birlikte, rahim kaslarına giden oksijen oranı da artar. Bu, aynı zamanda rahim kasının çok daha iyi kasılmasına ve bu sayede doğum sürecinin çok daha kısa olmasına yol açabilir. Vücut ısısı olan 37. derece, suyun da ısısı olmak bakımından oldukça ideal bir derecedir. Suyun sıcaklığı doğum sırasında devamlı ölçülmeli ve hep 37. derecede kalması sağlanmalıdır.

Doğum havuzunun temizliğinin önemi nedir?

Doğum eylemi sırasında havuz suyu; amniotik sıvı (bebeğin kesesindeki sıvı), kan, idrar ve benzeri maddelerle kirlenir. Bu, hem bebeğin hem de annenin doğum sonrası enfeksiyon riskini oldukça artırabilir. Bu nedenle, havuzun suyu belli aralıklarla değiştirilmeli, havuzdaki yabancı maddeler süzgeç araçlarla çıkartılmalı ve havuz suyu enfeksiyonlara karşı mutlaka korunmalıdır.

Bebek suyun altında nefes alır mı?

Normal koşullarda bebek suyun altında nefes almaz. Suyun sıcaklığı ve bebeğin başının suyun içinde olması nefes alma refleksini engeller. Soğuk ise, nefes alma refleksini körükler. Bebeğin başı sıcak suyun içinden çıkartılıp daha soğuk olan havayla temas ettiğinde nefes alma refleksi harekete geçer ve bebek nefes alıp vermeye başlar. Bebeğin suyun içinde olduğu birkaç saniye içinde bebek oksijeni tüm gebelik boyunca olduğu gibi, kordondaki anne kanı aracılığı ile alır. Bebeğin suyun altında nefes almaya çalışması ve bu nedenle ciğerlerine su kaçması, doğumda doğum kanalından geçerken oksijenlenmesini azaltıcı bir stres yaşadığı durumlarda görülebilir. Bunun için bebek doğum sırasında bebek kalp monitörü ile mutlaka düzenli olarak izlenmelidir.

  • Yard. Doç. Dr. İlker GÜNYELİ
  • Kadın Hastalıkları ve Doğum
Suda doğum Suda doğum Suda doğum

Anne Portal Yorum

Sizde bu siteye giriş yapabilir ve yorum yazabilirsiniz.